
Eskişehir Bilim Festivalini Yaptı. Festivalden geriye ne kalacak ?
Işıklar söndü, Tüyap Fuar Merkezi olağan sessizliğine döndü ve çadırlar toplandı. Büyük bütçeli, geniş paydaşlı organizasyonları başarıyla tamamlamak idari bir beceridir. Ancak toplumsal fayda, etkinliğin bittiği gün başlar.
Eskişehir Bilim Festivalini Yaptı: Peki Çadırlar Sökülünce Geriye Ne Kalacak?
105 etkinlik çadırı, 92 tematik atölye, yapay zekâ simülasyonları, mikroskop alanları, tohum laboratuvarları ve uzay stantları… Eskişehir, üç gün boyunca bilimi kentin temel gündem maddelerinden biri haline getirdi. Festival tamamlandı, kapılar kapandı. Ancak tam da bu noktada, vitrinin arkasındaki temel soruyla baş başayız: Bu heyecan üç günlük bir etkinlik takvimiyle sınırlı mı kalacak, yoksa kentin kılcal damarlarına sızan kalıcı bir zihinsel dönüşüme mi evrilecek?
Eskişehir’de çocukların ve gençlerin bilimsel metodolojiyle doğrudan temas kurduğu BilimFest 2026 geride kaldı. 15-17 Ekim tarihleri arasında yapılması planlanan organizasyon, olumsuz hava koşulları nedeniyle Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı’ndan Eskişehir Fuar Kongre Merkezi’ne taşındı. Mekân değişikliğine rağmen katılım ve program akışındaki kararlılık dikkat çekiciydi.
Sayısal tablo tek başına bakıldığında küçümsenmeyecek bir kurumsal emeğe işaret ediyor: 105 etkinlik çadırı, 92 tematik atölye, interaktif deneyler, bilimsel gösteriler ve bunları destekleyen sahne sanatları. Üstelik bu tablo, yalnızca tek bir belediye biriminin öz kaynağıyla değil; TÜBİTAK 4007 desteği, üniversitelerin akademik katkısı, kamu kurumları ve 35 farklı paydaşın ortak koordinasyonuyla biçillendi. Yani ortada ciddiye alınması gereken bir organizasyon aklı var.
Ancak tam da burada, kent haberciliği ile kurumsal bültenler arasındaki çizgi çekilmek durumunda. Eskisehir.live olarak sormak zorunda olduğumuz asıl soru şudur: O çadırlardan geçen binlerce çocuk ve genç, oradan tam olarak neyle ayrıldı?

Formül Ezberinden Temas Etme Deneyimine
Klasik eğitim anlayışının bilimi formüllerden, sınav başlıklarından ve ezberlenmesi gereken soyut kurallar bütününden ibaret gördüğü bir iklimde yaşıyoruz. BilimFest’in içeriğine biraz daha yakından bakıldığında, sunulan atölyelerin bu ezberci yaklaşımı kırmaya odaklandığı görülüyor.
“Kalbim Ne Söylüyor?”, “Mikroskobik Canlıları Keşfediyoruz”, “Sosyal Bilgilerde Yapay Zekâ Uygulamaları” ya da “Tohumun Gücü: Minik Yaşamların Büyük Yolculuğu” gibi başlıklar, çocuklara bilimi öğretmeyi değil; onları bilimin öznesi kılmayı hedefliyordu. Çocuklara bilginin kendisi paketlenip sunulmadı; aksine nesneye dokunmaları, süreci gözlemlemeleri, hata yapmaları ve soru sormaları istendi.
Organizasyonun en nitelikli tarafı tam olarak bu yaklaşımda saklı. Çünkü kitleleri bilimsel düşünceye ikna eden şey, müfredat sayfalarındaki tanımlar değildir. Bir çocuğun mercek arkasında ilk kez gördüğü tek hücreli bir canlının yarattığı şaşkınlıktır; bir robotik kolun hareketini izlerken zihninde beliren “Bunu ben de kodlayabilir miyim?” sorusudur. Bilimsel kültür, soyut teorilerle değil, bu ilk temas anlarındaki meraktan filizlenir.
Şehrin Asıl Sınavı: Geçici Heyecandan Kalıcı Kültüre

Işıklar söndü, Tüyap Fuar Merkezi olağan sessizliğine döndü ve çadırlar toplandı. Büyük bütçeli, geniş paydaşlı organizasyonları başarıyla tamamlamak idari bir beceridir. Ancak toplumsal fayda, etkinliğin bittiği gün başlar.
Eğer o atölyede mikroskoba bakan bir çocuk, eve döndüğünde bahçedeki bir yaprağa aynı merakla bakmıyorsa; yapay zekâ masasında oturan bir genç, sonraki günlerde kendi algoritmalarını kurmak için kütüphanelerin yolunu tutmuyorsa, bu organizasyonlar ne yazık ki kent hafızasında güzel birer fotoğraf karesi olmaktan öteye geçemez.
Eskişehir; köklü üniversiteleri, yüksek öğrenci nüfusu ve entelektüel iddiasıyla kendisini bir "bilim ve kültür kenti" olarak tanımlıyorsa, bilimsel merakı üç günlük bir takvim etkinliğine sıkıştıramaz.
Sürdürülebilir Bir Bilim Ekosistemi İçin Üç Temel Adım

1. Müfredat ve Sınıf İçi Süreklilik: Festivalde yakalanan kıvılcımın sönmemesi için il milli eğitim kanalıyla okullarda bu temasları destekleyecek takip çalışmaları planlanmalıdır. Öğretmenler, festivaldeki deneyim tabanlı öğrenme modelini sınıf içi rutinlere dönüştürebilmelidir.
2. Kılcal Damarlara Yayılma: Dev fuar alanlarında yılda bir kez toplanmak yerine; mahallelerdeki gençlik merkezleri, halk kütüphaneleri ve belediye derslikleri sürekli işleyen "mikro bilim labları" haline getirilmelidir.
3. Akademik Kapıların Açılması: Sürece paydaş olan üniversiteler, kampüs duvarlarını aşarak laboratuvar imkânlarını veya araştırma merkezlerini belirli periyotlarla kentteki genç araştırmacılara açık tutmalıdır.
Eskişehir BilimFest 2026, kurumsal ölçekte başarıyla sınav verdi ve nitelikli bir standart koydu. Şimdi sıra, o 105 çadırda yakılan merak ateşini kentin gündelik yaşamına ve eğitim atmosferine yaymakta.
Çünkü bir kentin gelişmişlik düzeyi, düzenlediği festivallerin büyüklüğüyle değil; o festivaller bittikten sonra gençlerinin kurduğu soruların derinliğiyle ölçülür. Asıl sınav, çadırlar söküldükten sonra başlar.





