
Eskişehir Simidi: Büyük Ekonomik Fırsat
Türkiye’nin en iyi simidi seçildi. Şimdi mesele, Eskişehir’in bu sonucu neye dönüştüreceği.
Eskişehir Simidi: Büyük Ekonomik Fırsat
Türkiye’nin en iyi simidi seçildi. Şimdi mesele, Eskişehir’in bu sonucu neye dönüştüreceği.
Ağustos 2026’da yayımlanan bir değerlendirmede Eskişehir simidi 91 puan alarak Türkiye’nin en iyisi seçildi. Haber kısa sürede yayıldı. Eskişehir’in simidi konuşuldu, şehir bir kez daha kendi değerlerinden biriyle gündeme geldi.
Ama burada önemli bir ayrıntı var: Bu, her yıl düzenlenen ve kazanana yeniden bir unvan veren rutin bir simit yarışması değil. 2026’da yapılan bir değerlendirmeden söz ediyoruz.
Bu ayrıntı aslında sonucu daha önemli hale getiriyor.
Çünkü ortada her yıl kendiliğinden yenilenecek bir unvan yok. Bugün elimizde olan şey; dikkat, görünürlük ve değerlendirilmiş bir ürün.
Peki şimdi ne yapacağız?
91 puanlık bu sonuç birkaç haberin ardından unutulacak mı, yoksa Eskişehir için ekonomik bir değere mi dönüşecek?
Eskişehir’in Şehir Kimliği Var. Şimdi Yeni Değerler Gerekiyor
Eskişehir’in bugün Türkiye’de sahip olduğu şehir kimliği kendiliğinden oluşmadı.
Yılmaz Büyükerşen döneminde yapılan müzeler, parklar, Porsuk çevresindeki düzenlemeler ve kültür yatırımları, Eskişehir’i uzun yıllar boyunca diğer Anadolu kentlerinden ayıran güçlü bir şehir haline getirdi.
Fakat bir şehri yalnızca geçmişte yapılanlarla büyütemezsiniz.
Mevcut şehir kimliğinin üzerine yeni ürünler, yeni markalar, yeni işletmeler ve yeni ekonomik modeller koymak gerekir.
Bugün Eskişehir’in ihtiyacı biraz da bu.
Simit bunun için iyi bir örnek.
Çünkü elimizde zaten yıllardır üretilen, şehirle özdeşleşmiş ve şimdi de 91 puanlık değerlendirmeyle Türkiye çapında dikkat çekmiş bir ürün var.
Burada yapılması gereken sıfırdan bir değer yaratmak değil.
Var olan değeri büyütmek.
Yeni Fırın Değil, Yeni Bir Model
Eskişehir’in sorunu simit üretememesi değil. Tam tersine, şehirde yıllardır simit üreten çok sayıda fırın ve işletme var.
Dolayısıyla mesele yeni simitçi fırınları açmak da değil.
Mevcut üreticilerin ürettiği değeri şehir ölçeğinde büyütecek bir model oluşturmak.
Eskişehir simidinin belirli kalite ölçüleri, gramajı, üretim biçimi, ambalajı ve sunumu konusunda ortak standartlar geliştirilebilir. Üreticiler kendi işlerini yapmaya devam ederken, şehir genelinde “Eskişehir Simidi” kimliği güçlendirilebilir.
Bunun için şehrin belirli noktalarında, insanların özellikle Eskişehir simidi yiyebileceği, satın alabileceği ve isterse şehir dışına götürebileceği düzgün satış ve deneyim noktaları oluşturulabilir.
Buralar sadece simit satılan büfeler olmak zorunda değil.
Simidin nasıl üretildiğinin anlatıldığı, sıcak olarak servis edildiği, yanında çay ve diğer yerel ürünlerin bulunduğu, Eskişehir’e gelen kişinin uğramak isteyeceği noktalar olabilir.
Böylece mevcut fırınlarla rekabet eden yeni işletmeler yaratmak yerine, mevcut üreticilerin önünü açan bir şehir modeli kurulabilir.
Asıl Fırsat: Simidi Türkiye’ye Götürmek
Bundan sonraki soru daha önemli:

Eskişehir simidi Eskişehir’in dışına çıkabilir mi?
Çıkabiliyorsa, lezzetini ve özelliğini bozmadan nasıl çıkabileceği araştırılmalı.
Dondurulmuş yarı pişmiş ürün mü?
Vakumlu ambalaj mı?
Başka bir taşıma yöntemi mi?
Bunların hangisinin işe yarayacağı üreticiler, gıda mühendisleri ve lojistik uzmanları tarafından denenebilir.
Amaç başka şehirlerde Eskişehir simidine benzeyen bir ürün üretmek değil.
Gerçek Eskişehir simidini başka şehirlere ulaştırmak.
Buradaki ayrım önemli:
Tarifi Türkiye’ye dağıtmayalım. Eskişehir simidini Türkiye’ye dağıtalım.
Olmuyorsa Türkiye’yi Eskişehir’e Getirelim
Eğer yapılan denemeler sonucunda simidin lezzeti, dokusu ve özelliği taşımayla bozuluyorsa, o zaman ikinci yol daha değerli hale geliyor.
Eskişehir simidini taşımak yerine insanları simit için Eskişehir’e getirmek.
Çünkü Eskişehir’e yalnızca simit için gelinmez.
Ama simit, Eskişehir deneyiminin bir parçası haline getirilebilir.
Çibörek, balaban köfte, met helvası, Odunpazarı, Porsuk ve şehrin diğer değerleriyle birlikte düşünüldüğünde, simit de bu gastronomi zincirinin önemli bir halkası olabilir.
İnsanların Eskişehir’e geldiğinde “Burada ne yenir?” sorusunun cevabında Eskişehir simidi de güçlü biçimde yer alabilir.
O zaman simit yalnızca fırında satılan bir yiyecek olmaktan çıkar.
Şehre insan getiren bir ürüne dönüşür.
Dolayısıyla aslında iki seçenek var.
Oluyorsa, lezzetini bozmadan Eskişehir simidini Türkiye’ye götürelim.
Olmuyorsa, özgünlüğünü koruyup Türkiye’yi Eskişehir’e getirelim.
Mesele bu kadar basit.
Çünkü burada konuştuğumuz şey yalnızca simit değil.
Bir şehrin elindeki değeri fark edip onu ekonomik değere dönüştürme becerisi.
91 puanlık bir haber birkaç hafta konuşulup unutulabilir.
Ya da Eskişehir’in yeni bir ekonomik hikâyesinin başlangıcı olabilir.
Semra ALPAY





