Eskişehir'in Ortasında Kalan Fabrikalar: Şehir Bu Mirasla Ne Yapacak?
Gündem 21 kez görüntülendi

Eskişehir'in Ortasında Kalan Fabrikalar: Şehir Bu Mirasla Ne Yapacak?

Tartışmayı bu kez AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş yeniden gündeme taşıdı. Ektaş, 12 Ekim'de yaptığı açıklamada Şeker Fabrikası'nın Mahmudiye'ye, TÜRASAŞ'ın ise Organize Sanayi Bölgesi'ne taşınmasını önerdi.

E
Eskişehir.live
Şehir Editörü

Eskişehir'in Ortasında Kalan Fabrikalar: Şehir Bu Mirasla Ne Yapacak?

Eskişehir büyüdü.

Bir zamanlar şehrin dışında kalan bazı sanayi tesisleri, bugün kentin büyüyen dokusunun içinde kaldı. Şimdi ise yıllardır zaman zaman gündeme gelen bir soru yeniden önümüzde duruyor:

Şehrin içinde kalan büyük sanayi tesisleri taşınmalı mı?

Tartışmayı bu kez AHPADİ Başkanı Mehmet Ektaş yeniden gündeme taşıdı. Ektaş, 12 Ekim'de yaptığı açıklamada Şeker Fabrikası'nın Mahmudiye'ye, TÜRASAŞ'ın ise Organize Sanayi Bölgesi'ne taşınmasını önerdi. Gerekçeleri arasında kent merkezindeki koku, gürültü, hava kirliliği ve trafik yükü bulunuyor. Ayrıca taşınacak tesislerin mevcut alanlarının kamu hizmetleri ve kent yaşamı açısından değerlendirilmesini öneriyor.

Bu öneri yeni bir tartışma değil.

Farklı yıllarda farklı isimler Şeker Fabrikası'nın ve TÜRASAŞ'ın kent dışına taşınmasını gündeme getirdi. Dolayısıyla bugün yapılması gereken yalnızca “taşınsın” ya da “taşınmasın” demek değil.

Asıl soru daha büyük:

Eskişehir, geçmişten kalan sanayi mirasıyla gelecekteki şehir hayatı arasında nasıl bir denge kuracak?

Şeker Fabrikası şehrin ortasına kurulmadı

Bugünden geriye bakınca Şeker Fabrikası'nı kentin ortasında duran dev bir sanayi tesisi olarak görüyoruz.

Oysa fabrika kurulduğunda Eskişehir bugünkü Eskişehir değildi.

Temeli 1 Şubat 1933'te atıldı ve fabrika 5 Aralık 1933'te işletmeye açıldı. Dönemin yer seçiminde ulaşım olanakları ve Eskişehir Ovası'nın pancar üretimine elverişliliği gibi faktörler dikkate alınmıştı. Fabrika açıldığı ilk yıl 83 bin 157 ton pancar işleyerek 12 bin 124 ton şeker üretti.

Yani bugün “şehir içinde kalan fabrika” dediğimiz yapı, aslında Cumhuriyet'in sanayileşme hamlesinin parçası olarak kendi dönemi için anlamlı bir yere kurulmuştu.

Sorun biraz da fabrikanın yanlış yere kurulmasından değil, şehrin büyümesinden kaynaklanıyor.

Bugünün Eskişehir'i, 1933'teki Eskişehir değil.

Şeker Fabrikası yalnızca bir fabrika değil

Eskişehir Şeker Fabrikası'nı yalnızca bacası, üretim tesisleri ve çevresindeki trafik üzerinden değerlendirmek de eksik kalır.

Burası aynı zamanda Eskişehir'in tarım tarihinin, sanayileşme hikâyesinin ve Cumhuriyet döneminin ekonomik dönüşümünün parçalarından biri.

Fabrikanın kuruluşuyla birlikte pancar üretimi genişledi. Üretim, çiftçi ve fabrika arasında bir ekonomik ilişki kuruldu. Zaman içinde fabrika yalnızca şeker üreten bir tesis olmaktan çıkıp bölge ekonomisinin önemli unsurlarından biri haline geldi. TÜRKŞEKER de Eskişehir Şeker Fabrikası'nı bölge ekonomisinin temel dinamiklerinden biri olarak tanımlıyor.

Hatta fabrikanın kuruluşundan kalan atölyeler, daha sonra Eskişehir Makina Fabrikası'nın gelişmesine uzanan bir sanayi birikiminin de başlangıç noktalarından biri oldu.

Dolayısıyla mesele basit değil.

Bir fabrikayı taşımak, yalnızca bir üretim tesisinin yerini değiştirmek değildir.

Bir şehrin hafızasındaki bir parçanın da yerini değiştirmektir.

Peki sorun yok mu?

Elbette var.

Mehmet Ektaş'ın açıklamasındaki temel mesele de bu.

Şehir büyüdükçe kent merkezindeki büyük sanayi tesislerinin yarattığı çevresel ve ulaşım yükü daha görünür hale geliyor. Ektaş özellikle koku, gürültü, hava kirliliği ve trafik yoğunluğuna dikkat çekiyor.

Bu nedenle “Şeker Fabrikası'nın tarihi var, o halde dokunmayalım” demek de yeterli değil.

Çünkü şehirlerin tarihi olması, onların hiç değişmeyeceği anlamına gelmiyor.

Asıl mesele değişimin nasıl yapılacağı.

Mahmudiye önerisi

Ektaş'ın önerisi, Şeker Fabrikası'nın üretim alanlarıyla daha bütünleşik olabileceği Mahmudiye'ye taşınması.

Bu önerinin ayrıca tartışılması gerekiyor.

Pancar üretim alanlarına yakınlık ne sağlayabilir?

Nakliye maliyetleri nasıl değişir?

Yeni tesisin kurulmasının maliyeti ne olur?

İstihdam nasıl etkilenir?

Eskişehir merkezindeki trafik gerçekten ne kadar azalır?

Eskişehir'in Ortasında Kalan Fabrikalar: Şehir Bu Mirasla Ne Yapacak? - görsel 1

Bunlar sloganla değil, teknik ve ekonomik fizibiliteyle cevaplanabilecek sorular.

Dolayısıyla “Mahmudiye'ye taşınsın” önerisinin kendisi kadar, bunun gerçekten uygulanabilir olup olmadığını da konuşmak gerekiyor.

TÜRASAŞ meselesi daha da farklı

TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü de şehrin sanayi hafızasının en önemli parçalarından biri.

Bugünkü tesis, Eskişehir'in demiryolu ve lokomotif üretimiyle özdeşleşmiş uzun tarihinin devamı niteliğinde.

Bu nedenle TÜRASAŞ'ın OSB'ye taşınması yalnızca “merkezden bir fabrika çıkarmak” olarak ele alınamaz.

Burada başka bir soru ortaya çıkıyor:

Eskişehir, raylı sistem üretimindeki tarihsel kimliğini kentten koparmadan daha modern bir üretim modeline geçebilir mi?

Belki mesele taşınmak değil, yeniden yapılanmak olmalıdır.

Asıl büyük soru: Boşalan alanlara ne olacak?

Bence tartışmanın en kritik noktası burası.

Diyelim ki Şeker Fabrikası taşındı.

Diyelim ki TÜRASAŞ da başka bir bölgeye taşındı.

Peki geride kalan devasa alanlara ne olacak?

İşte Eskişehirlinin asıl söz söylemesi gereken yer burası.

Çünkü kent merkezindeki büyük kamu arazileri bir kez boşaldığında, önlerinde iki farklı yol bulunabilir.

Birincisi:
Daha fazla yapılaşma.

İkincisi:
Kent için yeni kamusal alanlar.

Yeşil alanlar, kültür merkezleri, spor alanları, bilim ve eğitim alanları, müzeler, kamusal meydanlar...

Hatta belki Eskişehir'in bugün eksikliğini hissettiği bazı işlevler bu alanlarda yeniden düşünülebilir.

Bu nedenle “fabrika taşınsın mı?” sorusundan önce belki de şu soruyu sormalıyız:

Taşınırsa, o alanları kimin için kullanacağız?

Eskişehir geçmişini taşıyabilir mi?

Şehirler değişir.

Sanayi tesisleri zamanla kent merkezinde kalabilir. Ulaşım sistemleri değişir. Mahalleler büyür. İnsanların yaşam biçimleri değişir.

Fakat bir şehrin gelişmesi, geçmişini silmesi anlamına gelmek zorunda değildir.

Belki Şeker Fabrikası'nın tamamını taşımak yerine bazı yapıları korunabilir.

Belki TÜRASAŞ'ın tarihsel mirası bir müzeye, bir teknoloji merkezine ya da yaşayan bir sanayi hafızasına dönüştürülebilir.

Belki yeni tesisler kentin dışında daha modern koşullarda çalışırken, eski alanlar Eskişehirlinin kullanımına açılabilir.

Ama bunun için kararın yalnızca birkaç kurumun arasında verilmemesi gerekir.

Şehir konuşmalıdır.

Bu tartışma raflara kalkmamalı

Mehmet Ektaş'ın açıklamasıyla yeniden açılan bu tartışma, bize iki fabrikanın yerini değiştirmekten çok daha büyük bir meseleyi gösteriyor.

Eskişehir nüfusuyla, ulaşımıyla, sanayisiyle ve kent merkeziyle hızla değişiyor. Ve bu değişimin ortasında, 1930'lardan kalan devasa yapılar bugün hâlâ kentin tam kalbinde üretmeye devam ediyor.

Tam da bu yüzden; zaman zaman gündeme gelip ardından sessizce unutulan bu dosya bu kez öylece kapanmamalıdır.

Eskişehir'in geleceği geçmişiyle kavga etmek zorunda değil. Ancak ikisini aynı şehirde nasıl yaşatacağımıza artık açıkça karar vermek zorundayız.

Şehir planlamacıları, akademisyenler, sanayiciler, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve en önemlisi bu şehirde yaşayan, bu kentin havasını soluyan Eskişehirliler... Bu mesele yalnızca bürokratik bir nakil kararı değil, Eskişehir'in önümüzdeki yarım yüzyılını şekillendirecek bir vizyon tercihidir.

O yüzden tartışmayı burada bitirmek yerine büyütmek gerekiyor.

Sizce Eskişehir bu devasa alanlarla ve tarihsel mirasıyla nasıl bir gelecek kurmalı?

Bu yazıyı paylaş

İlgili Yazılar

    base44
    Edit with Base44